GÖLPAZARI’NDA BİR YER ADI « Gölpazarı Haber Portalı

13 Ağustos 2022 - 03:16

GÖLPAZARI’NDA BİR YER ADI

reklam
GÖLPAZARI’NDA BİR YER ADI
Son Güncelleme :

31 Temmuz 2022 - 11:48

1.270 kez okundu

  GÖLPAZARI’NDA BİR YER ADI

Göl-Flanoz mu, Gül Flanoz mu ya da Körfelinos mu?

Yer adları (Toponimi) ad biliminin önemli kollarından biridir. Yer adı bir kasabanın, yörenin coğrafik konumunu belirtmek ve o bölgeyi tanımlamak için kullanılan bir kelimedir. Yer adları nehirler, dağlar, ovalar vs. gibi belirli bir bölgenin sunduğu doğal görüntüye atıfta bulunarak adını verdiği bölgenin tarihsel yapısını günümüze kadar aktarır.

Binlerce yıldan beri aynı coğrafya üzerinde farklı kültüre ve lisana sahip çeşitli halk toplulukları yaşamış olsa bile, yer adları Prusa (=Bursa), Trapezus (=Trabzon), Belokome (=Bilecik) gibi küçük değişiklikler ile günümüze kadar ulaşmayı başarmışlardır.

Biz de bu haftaki yazımızda Bitinya bölgesinin uzak doğusunda bulunan Gölpazarı ve yöresine verilen Göl-Flanoz (Klanoz?) yer adının tarih sahnesine nasıl çıktığı ve ne anlam ifade ettiğini anlatmaya çalışacağız. Fakat bu isimden Osmanlı arşivlerinde hiçbir surette bahsedilmediğinin bilinmesini isterim ya da ben rast gelmedim.

26 Haziran 1926 tarihinde ilçe statüsünü kazanan Gölpazarı, Bilecik İlinin Kuzeydoğusunda, Güney Marmara ile Batı Karadeniz Bölümü”nün kesişme sahasında yer alan coğrafya da yer alır. İlçe, bulunan tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile tipik bir kasaba görünümündedir.

Gölpazarı; kuzeyden Geyve (= Kabaia) ve Taraklı (= Dablais), doğudan Yenipazar (= Kırka), güneyden İnhisar-Harmankaya (= Prminos) ve Söğüt (= Thebasion, İtea), batıdan Bilecik (= Agrilium, Belokome) ile kuzey batıdan Osmaneli (= Leukai, Lefke) il ve ilçeler ile çevrilidir.

İznik kentinin yönetiminde olan ve tarihte bilinen en eski adı ile Tataion olarak adlandırılan bu bölge, 13. Yüzyıldan 15. Yüzyıla kadar Kalajonnes, Göl-Flanoz (Klanoz?), Gül-Falanoz (Kalanoz?), Gül-Kalanoz, Göl-Kalanus, Külkalanoz, Göl-Falanozoğlu, Gülkalanuz, Kela Filanoz, Girü Filanoz, Körfelinos ve Galanos gibi çeşitli isimlerle çağrılmıştır.

Bu yer adlarının nasıl ortaya çıktığını öğrenmek için 14. Yüzyılda Aşıkpaşazade tarafından kaleme alınan Tevârîh-i Âl-i Osman isimli kitaba atıf yaparak, Osmanlı’nın kuruluş dönemlerinde gerçekleşen ve Gölpazarı’nın da adının geçtiği üç olayı kronolojik olarak takip etmek uygun olacaktır.

Osmanlı Kuruluş Öncesi Kronolojik Olaylar:

  1. yüzyılda ortaya çıktığı tahmin edilen Göl-Flanoz yer adının tarih sahnesine çıktığı Osmanlı”nın kuruluş dönemlerinde (1286-1304) Göl-Flanoz (Klanoz?) yer isminin geçtiği ve bölge coğrafyası hakkında genel bilgi veren dört temel olay yer alır.
  • Domaniç-İkizce Muharebesi
  • Sakarya Yenicesi Ganimet Seferi
  • Göl-Flanoz’da Düğün
  • Löblüce (Leblebici) Kalesi veya Hisarı

Tarihçilerin kitaplarında Göl-Flanoz ismine nasıl yer verdiklerine kısaca bir göz atalım.

Olay- I       Domaniç-İkizce muharebesi (1286-1288)

“685/1286 tarihinde Karaca hisar tekfurunun ordusu, İkizce’ye yakın Domaniç belinde Osman Bey”in Alp”leri ile savaşır. Yoğun geçen kapışma esnasında Osman Bey”in kardeşi Saru Yatu (Savcı Bey) şehit olur. Savaş Osman Bey”in üstünlüğü ile sona erer. Savaşın sonunda Osman Bey Karaca Hisar”ı fetih etmiş ve Selçuklu sultanı tarafından uç beyi olarak görevlendirilmiştir. Osman Bey”in bu galibiyeti çevre illerdeki tekfurlara karşı korku ve nam salar.”

Bu olay esnasında tarihçiler Karacahisar Tekfuru’nun (kardeşi, arkadaşı, karındaşı veya komutanı?) olan ve bu savaşta öldürülen komutanın isminden; Kalanoz, Falanoz, Kalanor, Kalânus, Kalanur, Latos, Philatos, Kalanos olarak bahsederler. Bu olaydan bahseden tarihçiler bu isme kitaplarında şöyle yer vermişlerdir:

Sonuç olarak, Domaniç-İkizce muharebesinden sonra karnı deşilerek öldürülen Karacahisar Tekfuru’nun kardeşi, arkadaşı, karındaşı veya adamı Kalanoz ve yahut Falanoz, Kalanus veya Latos isimli Bizanslı komutanın ismi sonraki olaylarda her nasılsa Gölpazarı yöresine verilen bir yer adı olarak karşımıza çıkacaktır. Burada dikkatimizi çeken en önemli husus bu muharebe esnasında yani 1286-1288?  yılları arasında Osman Bey”in kardeşi Saru Yatu”yu (Bazı kaynaklarda Gündüz Alp olarak geçer) şehit eden Bizanslı komutanın karnının deşilerek öldürülmüş olmasıdır.

Olay II – Sakarya Yenicesi Ganimet Seferi (1288-1299)

“Osman beyin bundan sonraki hedefi Sakarya nehrinin doğusundaki bölge olur. Bölgeyi iyi bilen “Harman kaya ve Göl bölgesi tekfuru” aynı zamanda yakın arkadaşı olan Mihail Kosses (Daha sonra Abdullah Köse Mihal adını alacaktır)”ten ve Mudurnu taraflarına aşireti ile yerleşmiş olan Samsa Çavuş”tan yardım alır. Sakarya Nehrinin yatağını değiştirmesi nedeniyle Sarıcakaya”dan karşıya geçit bulurlar ve böylelikle Sakarya ötesi ganimet seferi başlar. Harman kaya üzerinden Yenipazar-Sorkun”a oradan Mudurnu”ya çıkarlar. Mudurnu nehrini izleyerek Göynük ve Taraklı Yenicesi talan edilir. Ardından dağlık bölgeler üzerinden Kölflanoz”a günümüz Gölpazarı) ovasına inilerek Harman kaya üzerinden Karaca Hisar”a geri dönerler. Sefer esnasında esir alınmaz, sadece ganimet alınır. Amaç çevre illerin tekfurları üzerinde otorite kurmaktır. Bu sefer bir fetih seferi değil çevre beylere gösterilen bir güç seferidir.”

Yapılan ganimet seferi ile ilk kez tarih sahnesinde kendine yer bulan yer adına tarihçiler kitaplarında şöyle yer vereceklerdir. Kalojennes, Kiorfelinos, Kölflanoz, Girü-Filanoz, Göl-Flanoz (Göl Klanoz?), Gül-Kalanoz (Gül-Falanoz?) ve Gül-Kalanuz.

Olay 3 – Mihail Kosses”in Kızının Düğünü

“Sakarya seferinden sonrası, Bilecik Kalesi’nin fethi öncesi yapıldığı düşünülen düğünde Mihail Kosses kızını Göl-Flanoz (Klanoz?) beyi ile evlendirir. Osman Bey yapılan bu düğünde göz kamaştıran saçılar hediye eder. Bu saçılar, düğüne katılan bölge tekfurlarının dikkatini çeker. Osman Bey”in yaptığı bu güç gösterisi başta Bilecik ve İnegöl tekfurlarını endişelendirir. Osman Bey”den en kısa zamanda kurtulmak isteyen bölge tekfurları Osman Bey’i öldürmek için plan yapmaya başlarlar. Yapılan bu planlar Mihail Kosses tarafından Osman Bey’e iletilir.”

Osmanlı’nın kuruluş coğrafyasında önemli bir yeri olan bu olayda bölge ismini tarihçiler şöyle aktaracaklardır:  Göl-Flanoz (Klanoz?), Kela-Filanoz, Gül-Falanozoğlu, Göl-Falanozoğlu, Gül-Kalanoz, Külkalanoz veya Galanos

Abdullah Köse Mihal Gazi soyundan olan R. Mahmud Gazimihal’e göre günümüz Gölpazarı’nda bulunan halkın ekseriyeti Bizans adına paralı askerlik yapan Kıpçak Türkü olan Alan’lardı ve bunların başındaki komutan “Soluma” isimli Kıpçak Türkü idi. Yaşadıkları bölgenin ismi ise Alanların yeri anlamına gelen “GALANUS” olarak anılmaktaydı. R.M. Gazimihal kendi büyük dedesi Köse Mihal’i Bizans adına çalışan Kıpçak Türkü olarak görmekte kızını ise yörenin beyi olan “Soluma” ile evlendirecektir.

Olay 4 – Löblüce (Leblebici) Kalesi veya Hisarı

“1288 yılında Sakarya seferi esnasında Mudurnu, Tarakçı Yenicesi ve Göynük fetih edilmiş,  1304 yılında yapılacak Sakarya seferi öncesinde ise Mihail Kosses Müslümanlığa davet edilmiştir. Bu isim, bundan böyle Köse Mihal Gazi olarak anılacak ve Osman Gazi’nin en yakın nökeri olacaktır. Ayrıca Bilecik kalesi teslim alınmadan önce bölgede bir düğün gerçekleşmiş, bölge hâkimi Köse Mihal kızını Leblebici kalesi tekfurunun oğlu ile evlendirmiştir.”

Leblebici Hisarı ve nerede bulunduğu konusu ayrı bir yazı konusu olacağından bu olayda sadece adı geçen yer adlarına yer vereceğiz.

Yerli ve yabancı Bizans ve Osmanlı tarihçileri Leblebici Hisarı’ndan bahsederken bölge ile ilgili şu yer adlarını kullanırlar: Gölkalanoz, Körfelinos, Göl-Falanoz, Gül-Kalanoz, Göl-Falanos Kiorfelinos ve Karvelenos.

Göl Flanos Ne Anlam İfade Etmektedir?

Romen tarihçi İrene Beldiceaenu-Steinherr’in XIII. Türk Tarih Kongresi’nde yapmış olduğu sunumunda Osmanlı Tahrir defterlerinin öneminden hareketle Göl-Falanos’a ait yer tespitini ve ne anlam ifade ettiğini şöyle ifade eder;

“Beştaş zaviyesi, 438 numaralı deftere göre Eskişehir’in içinde bulunan bir zaviyedir. Bundan dolayı Osman’ın takip ettiği yol bugün Eskişehir’den kuzeye giden yoldur. Sarıkaya Sakarya’nın hemen bitişiğinde bulunan bir köydür. Sorkun’a gelince, defterlere göre bugünkü Çöte’dir. Göl-Falanos ismi de pek anlaşılmamış, bunu Gül Kalanoz okuyanlar olmuştur. Bu sefer yine defterler yardımcı oluyor. Gölfalanos, Göl nahiyesine bağlı Falanos demektir, Konya Ereğlisi veya Marmara Ereğlisi denildiği gibi. 453 numaralı defterde Falanos Gölpazarı’na bağlı değil, Göynük’e bağlıdır. Fakat bu iki nahiyenin sınırında bulunan köylerin bazen Göl, bazen Göynük nahiyelerine bağlandıklarını görüyoruz.”

Romen tarihçi İrene Beldiceaenu-Steinherr 453 no’lu deftere atıfla Falanos yer adının günümüz Gölpazarı ile Göynük arasında bir köye verilen isim olduğunu ve bu yerin her iki bölgenin sınırında bulunduğunu belirtir. Falanos isimli bu köyün geçmişte iki ilçe arasında çeşitli nedenlerle sık sık el değiştirdiğinden bahseder. Bu köye adını veren kişinin de ‘Göl’ bölgesinin hâkimi Karacahisar kalesi tekfurunun kardeşi ve it Eşeni denilen yerde öldürülen ‘Falanos’ isimli komutan olduğunu anlatır. Ayrıca Osmanlı tarih kitaplarında bilhassa gayri Müslim beylere oturdukları yerin adı verildiğinden de özellikle bahseder.

“Kalanoza gelince, aslı Falanos’dur. Gölpazarı ile Göynük arasında bir köydür. Osmanlı tarih kitaplarında bilhassa gayri Müslim beylere oturdukları yerin adı verilirdi.”

Romen tarihçi sunumunda, Osman Bey’in arkadaşları ile yaptığı Göynük-Mudurnu ganimet seferinin ne bir fetih ne de gayri Müslim bir devlete karşı düzenlenmiş bir akın olduğunu belirtir. Yapılan bu sefer Bizans bölgesine yapılan bir sefer değildir. Akın yaptığı yerler 1281’den evvel Bizanslıların elinden çıkmış olan yerlerdir. Bölge tamamen İlhanlı hâkimiyetinde ve yöre beylerinin elinde bulunmaktadır.  Bu yerler ancak Orhan zamanında Süleyman Paşa tarafından Türk beyleri ve İlhanlı emirlerinin elinden alınarak Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir.

Gölpazarı’na adını verdiği söylenen bu Falanos köyü günümüzde; köylülerin Alan Mevki diye adlandırdıkları Gölpazarı ilçesine bağlı Gökçeözü köyünden başlayarak Sakarya’nın bir kolu olan Çatak Suyu vadisine kadar inen ve Göynük İlçesine bağlı Kilciler köyü arasında uzanan geniş vadinin bulunduğu bölgede aranmalıdır.

Fransız tarihçi Lefort’un Göl-Kalanoz (ya da Körfelinos)  yer adı ile ilgili olarak, “Anlatılana göre Taraklı-Göynük bölgesinde yer almış olmalıdır.”,  ifadesi Romen tarihçiyi doğrular niteliktedir.

Elizabeth A. Zachariadou, Yahşi Fakih kroniklerinden alıntılar yaptığı makalesinde de Falanoz ismi ile yer adı bağlantısından şöyle bahsedecektir.

“Bir bölgeyi yöneten Bizans yöneticilerinden olup da yönettiği bölgenin yer adının aynı isim ile bir bağlantısının olduğunu ifade eder. Ve buna örnek olarak İnegöl (=Anglecoma) ve Kırmasti’yi verir. İnegöl tekfurunun ismi Ayanigola, Kırmasti’nin kadın yöneticisinin adı ise Kilamastorya’dır. Bu sebeple, bu yer adlarının gerçek yer adları ile alakası yoktur ve sonradan icat edilmiştir.”

Yazar aynı makalesinde Göl-Falanoz ismine adını veren Bizanslı komutan Falanoz’un anlamını ise şöyle aktaracaktır.

“Karacahisar ve İnegöl tekfurlarıyla birlikte Osman’a karşı savaştığı ve zaten muharebe sırasında öldüğü rivayet edilen Kalanos ismi bu şekliyle dahi bilinen bir Bizans adıdır. Falanoz şeklinde bir yer adı olarak yaşamaya devam eden Kalanos, Sakarya bölgesindedir. Köse Mihal’in kızıyla evlendiği Kiorfelinos’da Osmanlıların bir akın sırasında ulaştıkları en uzak bölgenin adı ile özdeşleşen bir isimdir. Bu yer adı 17. yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Zira burası bir menzil olarak zikredilmektedir. Bundan belki de bir Bizans adı olan Karvelenos’u çıkartabiliriz.”

Sonuç:

Sonuç olarak; basılı yayın organlarında Gölpazarı’nın en eski adı olarak yazılan ve çizilen Göl-Falanoz yer adı günümüzde Bolu ili Göynük ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve o devirde Göl bölgesine hâkim olan Falanos isimli Bizanslı bir komutanın oturduğu bir köyden gelmektedir. Osmanlı kuruluş coğrafyasında yaşayan yöre halkı Falanos isimli kişinin yönetiminde ki bu bölgeyi ‘Falanos isimli komutanın elindeki Göl’ anlamına gelen Göl bölgesine bağlı Falanos veya kısaca Göl-Falanos olarak tanımlamıştır.

Göl-kalanoz ismi ilk kez, 13. Yüzyılın sonunda Mihail Kosses (Köse Mihal) ve Osman Bey’in, Samsa Çavuş ile birlikte Göynük ve Taraklı Yenice’sine düzenlediği ganimet seferini açıklayan bilgiler Aşıkpaşazade tarihinde yer almaktadır.

Falanos yer adı, tahrir defterlerinde Göl ilçesi ile Bolu ili Göynük Nefs-i’ne bağlı bir mezra olarak geçer. Falanos mezrasında Süleyman Paşa’dan kalan vakıflar içinde yer alan Kandemiş oğlu İzzeddin Şeyh’e ait bir çiftlik yeri vardır, denmektedir. Günümüz de tam yeri tepit edilemeyen bu köy; zamanında Gölpazarı ve Göynük sınırında bir bölgede Kalanoz veya Falanoz isimli Bizanslı komutan tarafından yönetilen bir köy olmalıdır. Ayrıca Kalanoz ya da Falanoz, Karacahisar kalesinin Osman Bey tarafından fethedilmesi esnasında ‘İt Eşeni ‘denilen yerde öldürülen Bizanslı komutandan başkası değildir.

Yöre halkından edindiğimiz bilgilere göre Falanoz mezrası günümüzde Gölpazarı’nın Gökçeözü, Taraklı’nın Akçapınar ve Dumanköy sınırlarından başlayarak Göynük’ün Gerişler, Kilciler, Narzanlar köy sınırları arasındadır. Halk bu arazilerde ki yüksek düzlüklere kır demektedir. Halk dilinde bu alanlar günümüzde Kalanoz’un Kırı olarak tabir edilmektedir.

Yakın bir zamanda bu alanda Kalanoz’un Gölü diye tabir edilen bir göl varmış. Sonraları bu göl kurutularak tarla haline getirilmiş. Günümüzde dahi Gerişler köyünün minibüslerinde Kalanos Turizm adını kullanılmaktadır.

Yer adı köklerinde hem Türkçe hem de Bizans ismi yer alan Göl-Flanoz ismi 13. yüzyılda bölgenin hâkimi olan Falanos veya Kalanos isimli Bizanslı bir komutanın ismine hitaben kullanılmış bir tanımlamadır. Ayrıca Göl bölgesinin beyi olan Falanos isimli bu komutan, İkizce Domaniç muharebesinde İt Eşeni denilen yerde öldürülen Karacahisar tekfurunun kardeşi Falanos”tan başkası değildir. Fakat bu ismin 17. Yüzyıl sonuna kadar Körfelinos olarak çağrılması ise ayrı bir araştırma konusunu oluşturacaktır.

Gölpazarı ve bölgesinin kurucusu olan Köse Mihal’in torunlarından Mahmud R. Gazimihal vakıflar dergisine yazdığı bir makalede bölge ve bölgenin ilk ismi hakkında çarpıcı ifadeler kullanır. Gazimihal”e göre, Gölpazarı”nın eski adı Göl’dür ve ilçe merkezinde halen kullanılmakta olan Mihaloğulları”na ait cami, han gibi emlaklar mevcuttur. Harmankaya mevkileri de bu küçük ilçeye bağlıdır ve bölge Köse Mihal tarafından idare edilmektedir. Karacahisar kalesi tekfurunun kardeşi veya komutanı olan Kalanos veya Falanos ismi ise tarihçiler tarafından o devirde günümüz Gölpazarı bölgesi için kullanılan Göl-Flanoz yer adı ile karıştırılmaktadır. Aynı makalesinde yöre halkının bölgeyi “Göl” ismi ile çağırdığını aktarır. Ve bunu Hacı Bektaşi Veli tarafından büyük dedesi Köse Mihal”e yazılan bir vekâletnamenin dizeleriyle aktarır.

  1. asırdan günümüze ulaşan Hacı Bektaş velâyetnamesinin şu mısraları bize bölgenin isminin Göl veya öz Türkçe kelime ile Köl olarak çağrıldığını göstermeye yeterli bir kanıttır.

Göl beyi Mihal, idi ol Vakt meğer

Geldi Atman Bey önünde kodı ser

Dinim üzre, ger kor isen sen beni

Alıvirem sana İznik şarını

Razı ol imdi der önüme gel düş

Ol halünde tek benüm ile dürüş

Pes Mihâl Atman Bey önüne düşer

Kasdı İznik kulübin çünkim eşer

Bildi tekür aldı süvar leşkerin

Karşu geldi oldı savaş yer yerin

At depüp Mihâl ilerüye varur

İrüben Teküre bir hoş tiğ urur

İndürür attan keser başın revan

Görüben Atman Bey oldu şadüman

Sıyuben leşkerin şehri ol alur

Ehl-i İslam”a anı mesken kılur.

Hacı Bektaş-i Veli

  1. yüzyılda Aşıkpaşazade’ye atıf yapılarak ortaya çıkarılan ve hiçbir Osmanlı arşivinde yer almayan, İkizce muharebesinde Osman Bey’in kardeşi Savcı Bey’i şehit eden bir Bizanslı komutanın isminin Gölpazarı’nın en eski ismi gibi tanıtılması ve yeterince araştırılmadan bu ismin kitaplara konu edilmesi Gölpazarı tarihine ne kazandıracaktır? Bu sorunun cevabını siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

Uzun soluklu yazımı okuduğunuz için ayrıca teşekkürlerimi bir kez daha sunuyorum. Milli Mücadele’de Gölpazarı isimli yazımızla haftaya görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.

Hasan TAŞCI

Araştırmacı – Yazar

Mayıs, 1915

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.