GÖLPAZARI’NDAN İLK HAYKIRIŞ « Gölpazarı Haber Portalı

30 Eylül 2022 - 00:44

GÖLPAZARI’NDAN İLK HAYKIRIŞ

reklam
GÖLPAZARI’NDAN İLK HAYKIRIŞ
Son Güncelleme :

10 Ağustos 2022 - 20:31

264 kez okundu

İzmir’in İşgaline Karşı Çekilen Protesto Telgrafları
15 Mayıs 1919’da İzmir Yunan ordusu tarafından işgal edilmişti. Türk halkı için, İzmir’in işgali bardağı taşıran son damla oldu. Yurdun en ücra köşelerine kadar dalga dalga yayılan bu isyan protesto mitinglerine dönüşmüş, gösteriler yapılmış ve işgali kınayan telgraflar çekilmiştir.
Bilecik ve çevresindeki kaza ve nahiyeleri de etkisi altına alan bu hareket işgale karşı halkın haklı tepkisini gösteriyordu. Söğüt halkı 15 Mayıs 1919’da, ardından Yenişehir, Osmaneli, İnegöl, Küplü, Bilecik ve 22 Mayıs 1919 tarihinde Gölpazarı nahiyesinden ‘Dersaadet’e Zât-ı Sadaret penâhî’ye çekilen telgraflar ile işgal bir kez daha protesto ediliyordu.
22 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgalini kınayan ve altında dönemin Gölpazarı Belediye Reisi İbrahim, Gölpazarı Nahiyesi Umum Ahalisi Namına Müderris Halil Hulusi, Paşazade Ahmet, Ali, Mustafa, Ziya, Hüseyin, Avni, Ali, Ahmet, Mehmet’in imzalarını taşıyan protestoda şu ifadeler yer almaktaydı.
Gölpazarı’ndan Sadaret Makamına Çekilen Telgraf
‘Dersaadet Zat’ı Sedaretpenahi’ye
Mahreci: Gölpazarı 22 Mayıs 1335/1919
“İzmir, o güzel belde, o Türk’ün muhteşem eydisi, o Türklüğün ecdadından miras-ı meşru’u bugün Yunan işgal-i askeriyesi altına mı girdi? Türklüğün bütün ecza-yı vatanla iftihar eder, fakat İzmir gibi mu’tena bir mevki’-i müstakil bir kıymeti bulunan aksâm-ı vatanla iftiharı tezâyüd eder. İzmir’in Türklerden alınması Türklüğün mahvı demektir. Ecdâd-ı âzâmımızın bize bir mâl-ı mevruse (miras malı) olan İzmir’i bizden, daha doğrusu bizi İzmir’den ayırmaya çalışıyorlar. Ecdâdımızın lânetleri, ahfâdımızın (gelecek nesillerimizin) nefretini üzerimize çekecektir, bizler buna ka’il (razı, kabul etmiş) değiliz. Sultan Osmanların, Orhanların ilk an otağı olan bu yerler ahalisi bu zillete tahammül edemez. Osmanlar, Orhanlar, Hüdâvendigârlar zamanında her yeri pür celâdet olan ecdadımızın ahfâdı olan bizler İzmir’in bizde kalmasını istiyoruz. Türkler merttir fakat harem-i ismetine yabancı gözlerin bakması bile an’anatıyla mugaayyır, nerede kaldı ki İzmir’de hetk edilen (yırtılan, ırza geçilen) bîhesap ırza karşı sükût edilsin. Aynı zamanda mu’aheze olan Türkler Cenab-ı Hakkın vâlâ-yı tuvanı, irfan-ı kerimi âmilidirler. Bütün Türkler size her hususta müzahirdir, sizden eslafınız(atalarınız olan) Sokulluların, Köprülülerin gösterdiği âsâr-ı celâdeti görmek isterler. Tanıyacağınız hüdâpesendâne (Cenab-ı Hakkın hoşnud olacağı) hareket-i şeca’ateyi Türk’ün İstihzâr-ı hissiyatıyla himaye edecektir. Kuvve-i tâmmesini milletten alan bir hükümet, icra’atla vakur ve metin olur. İzmir’in siyaseten ve muvakkaten işgal-i askerîsi altına alınması icab ediyorsa, Yunanlılar tarafından değil, Devlet-i Mu’azzama-i Mu’telife işgal-i askerisi tarafından alınması icab eder. Bugün Gölpazar’da ictima’ eden binlerce Türk huhusât-ı mevrudeyi huzur-ı asifânelerine arz ve iblâğ ve âsâr-ı fi’liyyesi cevabına intizâr eyleriz, ferman.”
Bilecik Livası’na Tâbi Gölpazarı Belediye Reisi İbrahim
Gölpazarı Nahiyesi Umum Ahalisi Namına Müderris Halil Hulusi, Paşazade Ahmet, Ali, Mustafa, Ziya, Hüseyin, Avni, Ali, Ahmet, Mehmet
İç Ayaklanmalar
İzmir’in işgalinden hemen sonra Yunan ordusunun ileri harekâtı sonucunda Manisa, Turgutlu ve Aydın Yunan ordusunun kontrolüne geçiyordu. Halk olacağı önceden bilmişçesine bulundukları bölgelerde örgütlenmeye başlamıştı. İzmir’in işgali Kuvayi Milliye hareketinin kurulmasını hızlandırmıştı.
9 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nin kararıyla Batı Anadolu Umum Kuvayı Milliye Komutanlığı’na Ali Fuat Paşa getirildi. 1919 sonralarında Bilecik-Bursa ve Geyve bölgelerini teftiş eden Ali Fuat Paşa bölgede ki ayaklanmalar için gerekli önlemi alıyordu.
1919-1920 yılları arasında vatanı kurtarmak için çalışanların karşısına halkın dini ve milli hisleriyle oynayarak dikilenler hatta geriden vuranlar olmuştur. İç ve dış etkenlerin özellikle İngilizlerin oyununa gelen bazı hainler, “Din mahvoluyor, İslamiyet’in mahvına yürünüyor, dinin yaşatılması ve korunmasına Allah tarafından bizler memur edildi.” çağrılarıyla biçare kalmış halkın en can alıcı yerinden vurarak yeni kurulmaya başlayan Milli Kuvvetlere karşı halkı kışkırtmaya çalışıyorlardı. Bu ayaklanmalardan birisi de 20’nci Kolordu bölgesindeki Birinci ve İkinci Düzce ayaklanmalarıydı. Yunan ordusu Bursa içlerine kadar sokulmuş Bileciğe yaklaşması an meselesiydi. Milli Güçler Yunan ordusunu karşılamak için Sakarya Nehri’nin iç kısımlarında mevzilenmeye başlamışlardı. Milli Güçlerin başındakilerden biri de karargâhı Küplü’de bulunan Sarı Efe lakaplı Yüzbaşı Edip Bey’di.
İngiliz ve İstanbul hükümetinin yakın desteğini alan asiler 13 Nisan 1920 tarihinde Düzce’de ayaklandılar. Ayaklanma, Binbaşı Nâzım Bey’in de 27 Mayıs’ta Bolu ve 31 Mayıs’ta Gerede’ye girmesiyle bastırıldı. Birinci Düzce ayaklanmasından hemen sonra asiler Yozgat’ta yeni bir ayaklanma daha başlattılar. Eldeki milli kuvvetler bu ayaklanmayı bastırmak için Yozgat’a kaydırıldı. Bunu fırsat bilen Abhaz ve Çerkezler, ikinci defa Hendek dolaylarında tekrar (19 Temmuz 1920) ayaklandılar. Bu ayaklanmanın bastırılması için alınan ilave tedbirlerden biri de karargâhı ile Küplü’de ve birlikleriyle Pazaryeri-Bilecik bölgesinde bulunan Ertuğrul Grubundan Sarı Efe (Yüzbaşı Edip) komutasında üç makineli tüfekle pekiştirilmiş 160 atlıdan kurulu bir milli müfreze, Bilecik’ten Gölpazarı-Taraklı-Göynük yoluyla Mudurnu’ya doğru yola çıkarıldı. 19 Temmuz’da başlayan ve 23 Eylül’de sonuçlanan ayaklanma, 66 gün devam edecekti.
Kuvayi Milliye hem asilerle hem de ülkeyi istila eden Yunan kuvvetleri ile savaşıyordu. Düzce ayaklanmasının bastırılmasına yardım edenlerden biri de eşkıya ünlüsü Gâvur Ali’ydi. Geyve mahpushanesinde yatan Gâvur Ali Milli Mücadele de yer alması onayıyla şartlı salıverilmişti. Gâvur Ali Düzce ayaklanmasının bastırılmasından sonra Kuvayi-Milliye’ye yakışmayacak hareketlerde bulunmaya başladı. Nitekim 1920 yılının bir Temmuz ayında 200 kişilik çetesiyle Geyve istasyonu civarında ikamet eden 70 kadar Gayrimüslim halkın canına kıyacaktı. Gâvur Ali ve çetesinden kurtulabilenlerden biri de Atina ve sonradan Hediye adını alacak olan dokuz yaşında ki Rum kızı Evdoksia olacaktı. Evdoksia ve annesi Atina, Kuvayi Milliye güçlerinde atlı sivil gücü olarak görev alan Gölpazar’lı Kuyruksuz Mehmet tarafından kurtarılarak Gölpazarı’na getirildi. Gâvur Ali ise Kuvayi-Milliye güçleri tarafından bir bahaneyle derdest edilip idam edildi. Geriye ise ardında o günleri hatırlatan adına yakılmış bir türkü bırakıyordu.
Ortaköy’ün pınarları,
Yağma oldu yorganları,
Çift değirmen döndürüyor,
Gavurun al kanları.
***
Ortaköy’ün evleri beyaz,
Dağlara çöktü ayaz,
Kör olası Gavur Ali,
Bu yazıyı Gavura yaz.
Hasan TAŞCI
Araştırmacı – Yazar (Gölpazarlı)

Alaşehir – Manisa Kongresinde Sarı Efe (Yzb. Edip Bey) – Görsel Medya

Türk İstiklal Harbi VI’ncı Cilt. İkinci Düzce Ayaklanması ve Bastırılması (19 Temmuz-23 Eylül 1920)


Belge 20 Gölpazarı nahiyesinden ‘Dersaadet’e Zât-ı Sadaretpenâhî’ye çekilen telgraf (22 Mayıs 1919) – Belge: Murat Erken Arşivinden

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.