II. İNÖNÜ MUHAREBESİNDE GÖLPAZARI’NDA YAŞANANLAR « Gölpazarı Haber Portalı

30 Eylül 2022 - 00:44

II. İNÖNÜ MUHAREBESİNDE GÖLPAZARI’NDA YAŞANANLAR

reklam
II. İNÖNÜ MUHAREBESİNDE GÖLPAZARI’NDA YAŞANANLAR
Son Güncelleme :

17 Ağustos 2022 - 10:51

350 kez okundu

 

Bilecik’in Yunanlılar Tarafından İkinci Kez İşgal Edilmesi (24 – 31 Mart 1921) 

Yunan ordusu, 21 Mart1921 tarihinde başlayıp 1 Nisan 1921 tarihine kadar sürecek olan İkinci İnönü muharebeleri esnasında Bilecik ve çevresini 8 gün süre ile ikinci kez işgal edecektir.

Bilecik ve çevresinin ilk işgali sonrası durum iyiden iyiye kötüleşmiş, Yunan ordusundan güç olan Rum ve Ermeni çeteleri bölgede yaşanan başıbozukluğun temel sebebini oluşturuyordu. I. İnönü savaşı sonrası Bursa’ya doğru çekilmek zorunda kalan Yunan askeri ile birlikte hareket eden Rum ve Ermeni çeteleri de onlarla birlikte geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Ancak Türk ordusunun toparlanmak amacı ile Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesini fırsat bilen Yunanlılar ve komitacılar bölgeye tekrar gelerek çeşitli zulüm ve mezalimde bulunmaya başlayacaklardı. Bileciğin ilk işgali esnasında durumun önemimi kavrayamayanlar bu kez ihtiyatlı davranmış işgal başlamadan önce Bilecik’te yaşayan halkı düzenli bir şekilde daha güvenli bölgelere sevk etmeye başlamışlardı. Ancak birçok köy halkı memleketlerini terk etmemişti. Bu köyler genel anlamda Sakarya Nehri yakınında bulunan köyler ile Gölpazarı ve Osmaneli köylerinde yaşayanlardı.  II. işgal ile birlikte İzmir’den Eskişehir’e kadar tüm bölge Yunan işgali altında kalıyordu.

Bu arada Sarı Efe lakaplı Yzb. Edip Bey komutası altında bir grup süvari müfrezesi Gölpazarı’nda idi. Bilecik Mutasarrıflığı da geçici olarak Gölpazarı’nda bulunuyordu. Bursa, Bilecik ve İznik bölgelerinden akın akın Gölpazarı’na göç edenlerin ahvali nasıldı, yöre halkı bu insanlara nasıl kucak açmıştı? Bu konularda şuana kadar edinilen herhangi bir malumat elde edilemedi. İlk işgal ile birlikte Bilecik halkının birçoğu Gölpazarı’na göç etmiş, Ertuğrul Sancağı’nın idari işleri Gölpazarı merkezi olarak idare ediliyordu.

İkinci işgal esnasında göç eden halkın yaşadığı zulme dair 3 Nisan 1921 tarihli bir telgraf metninde Osmaneli Nahiye Müdürü Refet Bey, Sakarya’nın doğusunda bulunan Gölpazarı Nahiyesine doğru göç eden halkın başına gelenleri Tuzaklı Köyü’ne gönderilen süvari jandarmalarıyla, Vezirhan yolundan gelen çobanların verdiği bilgiye dayanarak şöyle aktarıyordu:

  • Düşmanın Bilecik’e taarruz ve işgal edeceği bir zamanda, karyeleri ihrâk edilen mücavir köyler ahâlisi (köyleri yanan civar köylüler) ile Bilecik’ten hicret (göç) eden ve ekserisi kadın ve çocuktan ibaret bulunan üç bin raddesinde ahâli-yi Müslime, Tuzaklı (okunamadı) imha edilmesinden dolayı Gölpazarı mıntıkasına geçemeyerek, Sakarya’nın garbinde ve sahile yakın Selbüklü ve Dereköy Karyeleri’nin dağlık arazisinde sekiz günden beri pek perişan bir surette kaldıkları ve iaşesizlik yüzünden vahametin başladığı ve Sakarya’nın şarkından geçip vesaitsizlik yüzünden bunlara muavenet (yardım) edemeyen ahâliye: ‘Bize ekmek gönderiniz, ölüyoruz! ‘ yolunda istimdatta (yalvarmada) bulundukları,
  • Düşmanın hastane için Bilecik’te yedi hane bırakarak mütebakisi ihrâk edildiği,
  • Düşmanın Bilecik’i işgalinden sonra çıkamayan ahâli-yi müslimeden seksen kadar kadını Bilecik şosesi üzerindeki gazhaneye toplayarak envâi şenaâti irtikâp ve tatbik eylediği bir zamanda Söğüt cihetinden (kendi) askerlerinin ric’atleri (dönüşleri) işitildiğinde işbu şenaatlerinden sarf-ı nazarla, mezkûr kadınların da Selbükü, Dereköy Karyelerine iltica ettiği.

Yunan ordusu Bileciği ikinci kez işgal etmeden önce Gölpazarı’nda şu hazırlıklar yapılıyordu.  Gölpazarı’nda bulunan Kocaeli Komutanlığı emrine bağlı Edip Bey (Sarı Efe)’in Müfrezesi’ne Fransızların Ereğli’ye harekât düzenleyecek haberinin alınması üzerine Düzce’de toplanılması emri verilmişti. Bu arada da İzmit’te bulunan 11’nci Yunan tümeninin 3.000 kişilik çetelerle takviye edilerek bölgeye taarruz edeceği haberi alındı.  Dağınık halde bulunan Kocaeli Komutanlığı emrinde ki birliklerin 3 Şubat’a kadar Hendek’te toplanması ayrıca emredilmişti. Fransızlarla olan husumet giderildiğinden Gölpazarı’nda konuşlu Edip Bey ve emrinde ki 33’üncü süvari alayına Hendek-Adapazarı şosesi üzerindeki Çatal köprü’ye hareket etmesi ve Bolu Bölge Komutanlığı’nın görevi elverişli ise Bolu’dan Düzce veya Hendek’e giderek Sakarya doğusundaki kuvvetlere komuta etmesi tekrar emredildi.

Bu arada Osmanelili Rafit ONA tarafından sağlanan silahlar 85-90 haneli Gölpazarı’na ulaştırılmış ve Telgraf müdürü Ziya Bey liderliğindeki milis kuvvetlerine dağıtılmıştı. Ziya Bey Yunan’ın Sakarya Nehrini geçmemesi için çalışıyordu.

  1. İnönü Muharebesi hazırlıkları kapsamında Türk tarafının düşüncesi Eskişehir’e yöneltilecek bir Yunan taarruzuna karşı, aynı zamanda Gökbayrak taburu kuvvetlerini kuzeye atmak, Yunan ordusunun Orhangazi ve İznik hattını ele geçirmek isteyeceğinden, Yunan asıl kuvvetlerini bölmek ve dikkatlerini Geyve yönüne çevirerek Gökbayrak taburu kuvvetlerini İznik ve Orhangazi bölgesinde bırakmaktı. Batı Cephesi komutanı ise Kocaeli Grup Komutanlığı’ndan Geyve-Gölpazarı-Hamitabat yolunun sarp ve patika halinde olmasından dolayı özellikle karlı zamanlarda mekkârelerin hareketi bile pek zor olacağını ve bu güzergâh üzerinde yeniden keşif yapılmasını isteyecekti.

Mürettep müfreze, Geyve boğazı ve Geyve istasyonundaki iki nizamiye taburunu ve Geyve’ye nakledilmek üzere bulunan 40’ncı Alay’ın iki taburunu ve karargâhı süvari bölüğü ile bir kudretli toptan kurulu müfrezeyi emrine alarak güneye yani Gölpazarı’na doğru hareket etti.

Yunanlıların ileri harekâta başlamadan önce (23 Mart 1921) Edip Bey ve Müfrezesi 33’ncü Süvari Alayı Yağbasan’da konuşluydu. Yunanlıların Eskişehir istikametinde yapacağı bir taarruzda Batı Cephesi’ne kadar kâfi bir kuvvetle yardım düşüncesiyle, 43’ncü Alay’ın 2’nci Taburu Geyve’den Gölpazarı’na gelmiş bu suretle burada 40’ncı Alay’ın iki taburu ile birlikte üç tabur toplanmış bulunuyordu. Bu arada Yunan uçakları Türk mevzileri üzerinde keşif uçuşları yapmışlar ve 6 Mart günü asi Ethem’in yazılı bildirgelerini atmışlardı

Yunanlılar, 23 Mart 1921 sabahı Batı ve Güney Cephelerine aynı zamanda taarruza başladılar. 11’nci Yunan Tümeni aldığı görev gereği, 3’ncü Kolordu’nun taarruzuna yardım amacıyla Adapazarı, Sapanca, Geyve kesiminde toplandığı öğrenilen Türk kuvvetlerine karşı taarruzla onları dağıtmayı planlıyordu. Bu durum karşısında; Eskişehir-Bursa arasında yapılacak harekâta Kocaeli Grubu Komutanlığı ise ancak altı taburla katılabilecekti. Bunun için Geyve istasyonundan iki tabur Gölpazar’a hareket ettirildi. 33’ncü Süvari Alayı da Adapazarı’nın 12 km doğusunda Çatalköprü’de toplanıyordu. Kocaeli Grubu Komutanı, Geyve’den Gölpazarı’na doğru hareket etti.

Yunan kuvvetleri 2’nci Tümeni, Susuz-İslamköy-Banaz hattı doğusunda, 13’ncü tümen Ahatköy’e gelmiş ve emniyet tertibi olarak bu hatta durmuştu. Kolordu Karargâhı Uşak’ta idi. 24 Mart 1921 tarihinde Kocaeli bölgesinde bulunan 11’nci Yunan Tümen komutanı Kırkpınar ve Sapanca’nın işgali için birliklerini saat 15.00’da harekete geçirdi. 17’nci Yunan Piyade alayı, İzmit-Sapanca yolundan ilerleyerek saat 16.00’da Türk mevzilerine taarruza başladı. Kısa bir süre sonra Kırkpınar işgal edildi. Bu harekâta Rum ve Ermeni çetelerinin de katıldığı tespit edilmişti.  Bahçecik kesiminde bulunan yerli Rum çeteleriyle Türk çetelerinin çarpışmaya başladığı bildiriliyordu. Kocaeli Komutanlığı’nın Gölpazarı’nda toplanan altı taburun birinci kademesi (üç tabur); aynı günün sabahı Balat – Ayn’at yolu ile Akçasu’ya hareket etti. Bu gurup geçiş hareketi yapmış ve akşama kadar Esri’de toplanmıştı. İkinci kademe (geri kalan üç tabur); öğleden sonra aynı yoldan hareket ederek Akçasu’da konakladı. Kocaeli Grup Komutanı’da Esri’ye gelerek geceyi burada geçirdi.

Bayat köyünden Halitlerin İbrahim Öztürk, Geyve’de askerlik yaptığı esnada Kurtuluş Savaşımızın ünlü komutanlarından Deli Halit Paşa’yı Geyve’den Söğüt’ün Yakacık (Esri) köyüne kadar rehberlik edecekti.

Yenişehir kesiminde; 10’ncu Yunan Tümeni ve süvari tugayı Köprühisar – Bilecik istikametinde ileri harekete geçti. Saat 08.30’da Yunanlılar iki piyade alayı ile Yenişehir’den çıkarak Akdere kuzeyindeki Köprü’ye geldiler. Diğer bir alay da şoseyi takip ederek Köprühisar’a ilerlediği gözetleniyordu. Şoseden ilerleyen alay, saat 10.30’da Ebeköy hizasında muharebe düzeni alarak Köprühisar mevziindeki 5’nci Süvari Alayı’na taarruza başladı. Yunan taarruzu karşısında 5’inci Süvari ve 5’inci Piyade Alayları Yeniköy-Küplü hattına doğru çekildiler. Yunanlılar 23/24 Mart 1921 gecesi büyük kısımlarıyla Bilecik – Bakras – Gümüşdere – Küçükelmalı hattında kalmıştı. Bilecik ikinci kez 8 gün sürecek Yunan ordusunun esareti altına giriyordu.

İkinci İnönü Muhaberesine hazırlık kapsamında Batı Cephesi’ni takviye etmek üzere Gölpazarı’nda toplanan 2’nci ve 40’ncı Alaylarda (altı tabur) Kocaeli Komutanlığı emrinde Söğüt istikametinde yürüyüşe geçirilmişlerdi. Söğüt’lü Ali Onbaşı Gölpazarı’nın isminin geçtiği hatırlarında bu olay ile ilgili yaşananlardan şöyle bahsedecekti:

Mart 1921’de Yunanlılar ikinci bir taarruza geçti. Bize süvariler, ‘Düşman geliyor şehirden çıkın diye haber verdiler.’ Biz piyadeler ekmek bile almadan Yenişehir suyundan öte karşıya geçtik. Kayalar arasından İncirli köyünü tuttuk. Orada bizi köyün imamı karşıladı. İmama, birkaç ekmek bul dedik. Bir süre sonra dönen imamın elinde birkaç kuru ekmek vardı. Ekmekleri aldık ve patika tepeye çıkarak beklemeye başladık. Aslında burada taburumuz var diye gelmiştik.

Ancak tabur düşman saldırısının başlaması üzerine aldığı emirle, Vezirhan yolu ile Gölpazarı, Şahinler, Tuzaklı ve Çaltı üzerinden bizden evvel Gündüzbey cephesini tutmuşlardı. Tepede ise iki cebel topu atış için bekliyordu. Düşman bizim geldiğimiz yoldan, 150 kadar Türk süvarisini önüne katmış halde geliyordu. Topçular düşmana dört mermi salladılar. Bu arada topçu komutanı bize geriye diye işaret etti. Biz patika yollardan ilerlemeye başlayarak İlyasbey köyüne ve oradan da Osmaniye köyüne vardık ve Küre üzerinden Söğüt’ün yolunu tuttuk.”

24 Mart 1921 tarihinde Kocaeli Grubu Gölpazarı’nda bulunuyordu. Grubu oluşturan 2’nci Alay ile 40’ıncı Alaylarda 6 tabur vardı. Bu taburların üçü 24 Mart sabahı Bayat-Eyrat (Kayabalı) yoluyla hareket ederek Akçasu üzerinden Sakarya’yı geçti. Akşama kadar Esri (Yakacık)’de toplandılar. Geri kalan üç tabur öğleden sonra Grup Komutanı ile birlikte Akçasu’da konaklayacaklardı.

Karaçam boğazında bulunan ve ekseri efradı Söğütlülerden müteşekkül Gündüzbey taburu ikinci İnönü muharebelerine katılmak üzere Geyve, Gölpazarı, Belen, Akçasu köylerinden Sakarya’yı geçip çaltı üzerinden İnönü mevzilerine ilerliyordu. Gündüzbey taburunun çaltı köyüne geldiğinde Çaltılı askerler ile aileleri arasında yaşananları Yavuz Sanemoğlu şöyle aktaracaktır.

 

“Tabur Çatlı köyüne girmişti. Erat arasında Çaltı köylülerinin mevcudu epey kalabalık idi. Analar, babalar, nişanlılar, bacılar, yavrular kapı önlerine birikmişlerdi. İnsanlığın pek tabi’i icabı olan rikkat (incelik) ve yuva hissi taburda bir gevşeme, bir başıbozuklk, bir bozulma tevlit (yol açma) etti. Erat anaları ile yavruları ile konuşmak koklaşmak istiyordu. Vaziyet hiçte iyi değildi.

Bölük erlerinden Çaltılı Ali evine doğru yürümek istedi. Kapının önünde genç karısı, eri askere gittikten sonra doğmuş çocuğunu bağrına basmış yaşlı gözlerle erine bakıyor, yanık gönlü yarı kalmış bir aşkın ümit doluluğu ile çırpınıyordu. Fakat birden bire her şey değişti. Ali’nin anası ihtiyar Fatma bacı, ihtimal o da evlat ateşinin analık muhabbetinin yüreğinde ki alev alev yanıklığı ile buruşuk göğsünü yırtmış, bembeyaz saçları ıslak gözlerinin üzerine dökülmüş bir halde kapıdan fırladı. Sanki Ali’nin anası değil bir canavardı. Karşı yamaçlardan İnönü mevzilerine daha evvel varmak üzere cebri yürüyüş yapan düşmanı göstererek kinle ve dehşetle haykırdı:

  • “Ali Ali! Yolun bura değil; ta! Karşı yamalardır.” diye eliyle Gündüzbey taburunun bir şahamet destanı olan döğüştüğü tepeleri gösterdi.
  • Namusun varsa arkana bakma. Allah’ın nusratı üzerine olsun oğlum!

Bu ana kartalın haykırışı bölük erlerini hizaya getirmeğe kâfi geldi. Bozulan, gevşeyen sinirler Fatma bacının kükreyişli sezisi ile zindeleştiler. Tabur yürüyüş hızını artırdı. Bu sırada Yunan da Söğüttten çıkmış Gündüzbey sırtlarına alabildiğine bir hızla yürüyordu. Gündüzbey taburu Çaltı, Dudaş üzerinden Alaçam, Mantarlık doruğundan İnünü mevzilerine intikal etti.

Çaltılı Kıvırcık Salh oğlu Yusuf annesi Zeliha ile sarmaşamamıştı. Ertesi gün Salih oğlu Yusuf Şehit listenin başında idi. Söğüdün Hayriye köyünden yedek subay İlyas efendi kend tarlası içinde şehit düşmüştü. Söğüt’ün Curabey Mahallesi’nden Horsa Mustafa Bey Günüzbey taburu geçerken oğlunu gördü:

Bu delikanlı haylaz, huysuz, avare, hırçın yetişmişti. Hatta bu tarz yetişmenin fena akibeti ile babasına karşı gelmiş, anasına el kaldırmış, harmanlıkta kadın oynatmış velhasıl pekte babasını memnun eden bir evlat olmamıştı. Fakat o gün Horsa Mustafa beyin oğlu da cepheye gidenlerin arasında idi. Baba kalbi! Vatana hizmet etmeğe giden oğlunu görünce Mustafa Bey bir anda kendine edilenleri unuttu. Oğlum dedi.

  • Eğer düşmana atılırsan bütün babalık hakkım helal olsun. Yok eğer bir an geri dönersen dilerim Allah’tan düşman kurşununa gelesin….

Horsa Mustafa beyin oğlu gençlik muhasebesini İstiklal harbinin kendisine düşen vazife şerefi ile kapamış bu gün Söğütte eski günlerin mesut heyecanı ile yaşamaktadır. O günkü muharebede üç subay Şehit olmuş, seksen erimizde yaralanmıştı.

İkinci İnönü savaşlarının en kanlı günleri, 28 Mart 1921 sabahı düşman büyük bir taarruza geçerek bu tepeyi elimizden alır. Tepenin savunması 159’uncu Piyade Alayı’nın üçüncü taburuna verilmiştir. Tabur hemen karşı taarruza geçer. Tepe tekrar alınır amma, Onuncu Bölük Kumandanı Üsteğmen Mehmet Fehmi’de şehit olur.

“O gün öğleye doğru düşman ikinci taarruzu yapar. Tepe yine elden çıkar amma, yarım saat sonra karşı taarruzla yine alınır. Bu kez, Dokuzuncu Bölük Komutanı Yüzbaşı Fahri şehittir.

Düşman inatçı sayısı çok… Öğleden sonra üçüncü kez taarruz eder. Cana can, dişe diş…. kanlı tepe yine elden çıkar, çıkar amma üçüncü tabur tepeyi elden bırakmak niyetinde değil… Hemen karşı bir taarruzla tepeyi alır, düşmanı da gerilere doğru püskürtür. Ne yazık ki, bu üçüncü taarruz da Üçüncü Bölük Komutanı Üsteğmen Ali Rıza şehitlik şerbetini içer.

 

31 Mart 1921 günü İnönü mevzilerinin hemen gerisindeki Çukurhisar’da bulunan İsmet Paşa 30 Mart günü cephe’de yaşananlar ile ilgili, ‘Düşmanın katı ve umumi taarruzu Allahın yardımı ile ordumuzun muvaffakiyeti ile neticelendi.’, demekteydi. Yanlızca 8 gün süren bu işgal sonrasında Yunan ordusu geri çekilirken daha önce yaptıkları gibi geçtikleri tüm kasaba ve köyleri ateşe vermişlerdir. Bu dönemde Bozüyük, Söğüt ve Bilecik adeta kül yığını haline dönmüştür. İsmet Paşa 1 Nisan 1921’de yazmış olduğu mektupta, ‘Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza bırakmıştır.’, diyordu.  Yanan sadece Bozüyük değildi. Bilecik ve Söğüt’te Yunanlılar tarafından yakılmıştı.

Fransız gazeteci Mademe Berthe Georges Gaulis 1 Nisan 1921 tarihinde İkinci İnönü Muharebesi sonrası bölgeyi ziyaret etmiş,  gördüklerini ise şu şekilde ifade edecektir.

 

‘Yolda daha birçok topçu bataryalarına rastladık. Bazıları durarak bize yol verdiler, cepheye gitmekte olan değiştirme birliklerinden piyade bölükleri ve ikmal kollarıyla karşılaştık. Derelerin sığ geçit yerlerinden geçtik. İlk kez yanmış, yıkılmış köyler gördük. Sonra tekrar askeri birlikler, toplar ve uzaktan yine harabe haline gelmiş bir kasaba: Yunan geri çekilmesinin kurbanı Söğüt. Bu küçük kasaba, Batı Anadolu’nun en mamur ve güzel şehri olan Bursa’ya çok yakın. Bu güzel kasabada hayat, birkaç gün öncesine kadar, çok tatlıydı. Ama Yunanlılar buradan da geçtiler. Kasaba şimdi harabe halindeydi. Bu harabelerin ve yıkıntıların altında kalmış insanların cesetlerinden, o kadar tahammül edilemez bir koku havaya karışmakta ki, savaş alanı bunun yanında hiç kalır. Büyük camilerin hepsi yıkılmış, bostanlar ve bağlar tamamen harap olmuş, maddi zarar çok büyük. Yunanlılar her şeyi götürmüşler. Ertugrul Gazi türbesinin granit lahdin kapağı açılmış. Çevredeki başka bir türbeye Yunanlılar yaralı ve ölülerini yerleştirmişler. Yolumun üzerinde karşılacağım henüz yakalanmış esir Yunan subaylarına, ‘Bunları ne için yaptınız?’ diye sorunca, hepsi de, ‘Bunları biz istemedik. Böyle yapmamızı İngilizler emretti.’ diye cevap veriyorlardı.’

 

İkinci İnönü Muharebesi’nin (23 Mart – 1 Nisan 1921) zaferle sonuçlanması münasebetiyle Gölpazarı Belediye Riyaseti tarafından T.B.M.M.’ye Gölpazarı halkı adına bir kez daha bir kutlama telgrafı gönderiyordu.

Hasan TAŞCI

Araştırmacı – Yazar (Gölpazarlı)

İkinci İnönü Muzafferiyeti Münasebetiyle Muhtelif Yerlerden Gelen Tebrik Telgrafları

 

İkinci İnönü Muharebesinden Önce 22 Mart 1921’de İki Taraf Kuvvetlerinin Tertibi.

 

 

İkinci İnönü Muharebesinde Kocaeli Bölgesindeki Hareket (23-27 Mart 1921)

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.