BİLECİĞİN ÜÇÜNCÜ KEZ İŞGALİ « Gölpazarı Haber Portalı

29 Eylül 2022 - 23:46

BİLECİĞİN ÜÇÜNCÜ KEZ İŞGALİ

reklam
BİLECİĞİN ÜÇÜNCÜ KEZ İŞGALİ
Son Güncelleme :

20 Ağustos 2022 - 23:14

177 kez okundu

 

(18 Temmuz 1921- 6 Eylül 1922)

Yunan ordusunun İnönü önlerinde kısa aralıklarla iki kez durdurulması düzenli orduya geçişin ilk sonuçlarıydı. İnönü savaşları sırasında Bilecik ve çevresinde yaşayan Müslüman halk büyük oranda yaşadıkları yerleri terk edecekti. Uzun süreli işgal başlamadan hemen önce 7 Nisan 1921’de Bilecik Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Lideri Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi’de II. İnönü zaferinden bir hafta sonra Eğmedek Tepe’sinde şehid edilmişti. Yunan ordusu 10 Temmuz günü Bilecik istikametine doğru 3 koldan (Yenişehir istikametinden, İnegöl istikametinden ve İznik üzerinden) Yunan taarruzu başladı.

“Nitekim 11 Temmuz günü Birinci Fırka Kumandanı tarafından Erkan-ı Harbiye Riyasetine gönderilen şifre telgrafta: ‘Dün akşamdan beri bila fasıla yollar muhacir kafileleriyle doludur. Muhaceret akını pek büyüktür. Bunların Bozüyük ovasını doldurup harekâtı işgal etmemelerinin temin buyrulması mercudur. (ATASE Arşv. İSH. Kol. K:1346, G:80, B:80-1) denilerek hicret etmeye çalışan halkın muharebe alanından uzaklaştırılması istenmişti. 11 Temmuz 1921 tarihinde İstihkâm Bölüğü Kumandanı Ahmet imzasıyla 1. Fırka Erkânı Harbiye Riyasetine gönderilen bir başka telgrafta ise: ‘Küplü ahalisi çekilmiştir. Memurin Söğüt yoluyla çekilecektir. Küplü-Bozüyük yolundan çekilecek kimse kalmamıştır.’ (ATASE Arşv. İSH. Kol. K:1346, G:80, B:80– 2) denilerek Bilecik coğrafyasında bulunan Müslüman halkın bölgeyi boşalttığı haber veriliyordu. Halkın güvenliği sağlanmış ancak Yunan ordusu Yenişehir ve Köprühisar mıntıkalarını işgal etmiş ve Bilecik’e son derece yakınlaşmıştı. Artık Bilecik Yunan ordusuna 40 km bir uzaklıktaydı.”

Türk ordusu Mustafa Kemal Paşa’nın emri ile daha fazla kayıp vermemek için 24 Temmuz’da Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilecekti. Milli Mücadelenin önemli dönemeçlerinden birini oluşturan Eskişehir-Kütahya Muharebesinin (27 Haziran-10 Temmuz 1921) akabinde sonradan Kocaeli Grubunu oluşturacak grup Gölpazarı istikametine doğru çekilmeye başladı.

 “İsmet Paşa, savaşın gidişatı hakkındaki değerlendirmesinde, Türk ordusunun düşman kuvvetleri ile yeniden bir savaşa girişecek durumda olmadığını bu sebeple Genelkurmaya orduyu, Sakarya doğusuna çekme niyetinde olduğunu bildirerek, Fevzi Paşa’dan bu konuda görüş istemiş, Yunan genelkurmayı uyguladığı savaş stratejisinin meyvesini alarak özellikle Kütahya ve Uşak’ı işgal etmişti. Bilecik cephesinde ise Türk birlikleri Yunan kuvvetleri karşısında gerçekten başarılı olmuştu. Ancak Yunan genelkurmayı Bilecik coğrafyasına şaşırtma amaçlı kıtalarını yollayarak Türk birliklerini Yenişehir-Bilecik ve İnegöl-Pazarcık hattında oyalamayı başarmıştı. Bilecik mıntıkasında bulunan Türk birlikleri şimdi Yunan ordusu tarafından sarılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştı. Bu durumun farkına varan Türk genelkurmayı ise bölgedeki Türk birliklerinin bir kısmını Söğüt yolu ile Sakarya ırmağının doğusuna çekerken bir kısmını da (daha sonra Kocaeli grubunu oluşturacak grup) Gölpazarı istikametine çekmek zorunda kaldı.”

18 Temmuz 1921 akşamı Türk birliklerinin Sakarya ve Ankara istikametine doğru geri çekilmesiyle birlikte Bilecik’te üçüncü kez Yunan işgaline girdi. 14 ay 25 gün sürecek olan bu işgal Bilecik’in en uzun süreli işgali olacak ve Bilecik halkının kalbinde derin yaralar açacaktı.

Bu taarruzda Yunan kuvvetleri Bilecik il merkezi, Bozüyük, Pazaryeri ve Söğüt ilçe ve köylerinde pek çok insanlık dışı davranışlarda bulunacaktır.

“Bilecik ve çevresinde yaşayan gayrimüslimlerin büyük kısmı Yunan saflarında yer almıştı. Nitekim Ertuğrul Mutasarrıfı tarafından Batı Cephesi Kumandanlığına gönderilen 23 Mayıs gününe ait telgrafta, bir önceki Yunan saldırısı sonrası Yunan ordu birlikleri ile bölgeyi terk eden yerli Rumların son saldırıda da Yunan ordusu ile birlikte bölgeye gelerek onlara kılavuzluk ettiği ve yine onlarla birlikte bölgeden ayrıldığı bildiriliyordu (ATASE Arşv. İSH. Kol. K:1375 G:61, B:61-a).”

O Günlerden Bir Anı

Soyadını öğrenemediğimiz Pelitözü’nden Mustafa isimli bir kişi üçüncü işgal sırasında babasının yaşadıklarını ise şöyle aktaracaktı.

“Babam İstiklal Savaşı’nda Yunanlılara esir düşmüş. Babamı Atina’ya götürmüşler ve bir kampta hapsetmişler. Köyde Rumlarla birlikte yaşadıkları için babamın çok Rum arkadaşı varmış. Köyde babama çocuklar Aşık lakabını takmışlar. O günden beri babamı Rumu, Türkü hep o takma adı ile “aşık” olarak çağırırlarmış. Babam Atina’da hapishanede iken bir gün bir de ne görsün Pelitözü’ndeki köyden çocukluk arkadaşı Hristo Türk esirlerin başında nöbet tutuyor. Babam, Hristo’yu görünce  yüksek sesle takılmış;

  • Ulan Hristo! Burada ne işin var, bu ne hal?

Bunun üzerine Hristo, babama doğru şaşkınlıkla dönerek;

  • “Sus, yavaş ol, duyacaklar! Yunanlılar Bilecik’i işgal edince bizi topladılar. Biz gibileri, kendilerine asker yaptılar. Aman beni tanıdığını kimse bilmesin. Yoksa beni döverler.” demiş.

Hristo’nun nöbetçi olduğu günlerde Babam ve çocukluk arkadaşı Hristo gizli gizli konuşuyor geçmiş günleri yad ediyorlarmış. Hristo’nun nöbetçi olduğu bir gün babam Hristo’ya;

  • Beni buradan kaçır.” demiş.
  • Ulan Aşık burada her şey çok sıkı. Arkadaş seni nasıl kaçırayım.
  • O zaman bana şu kasaturanı ver.
  • Kasaturamı ne yapacaksın. Yoksa beni mi öldüreceksin?
  • Hayır sen kasaturayı ver, ben onunla tuvaletin etrafındaki tahtaları sökeceğim. Oradan kaçabilirim.
  • Bak Aşık, benim nöbetçi olduğum gün kaçmayacağına ve kasaturamı geri vereceğine söz verirsen istediğini yaparım.
  • Söz! Senin nöbetçi olduğun gün kaçmam, kasaturanı da geri vereceğim.

Hristo, bu teklif karşısında önce tereddüt etmiş. Olmaz desede babamın sürekli ısrarı üzerine kasaturasını vermek zorunda kalmış.

Babam kasaturayı geri verme sözü ile alınca, gizli gizli tuvaletin tahtalarını kasatura ile kanırtarak gevşetmiş. Tahtaları çivilerinden tam çıkarmamış fakat tahtaları iyice gevşettiği için eliyle çekip tahtayı çıkarabilecek duruma getirmiş. Tuvalet bölümünden dışarı çıkabileceği kadar bir delik açarak tahtaları iyice gevşetmiş. Daha sonra kasaturayı söz verdiği gibi Hristo’ya geri vermiş.

Babam bir gece vakti fırsat kollamış ve tahtaları eliyle çekerek tuvaletten kaçmış. Kaçmadan önce Hristo babama;

  • Bak Aşık! Bunlar senin üzerinde çok duruyorlar, gözleri hep senin üzerinde. “Bu adama dikkat edelim yoksa kampta diğer esirleri etkileyip, olay çıkarabilir.” diyorlar. Aman dikkatli ol.

            Babam, Hristo’nun bu sözünü hatırlayınca, “Acaba beni takip ediyorlar mı? diye endişelenmeye başlamış. Gecenin karanlığında bir müddet kampın biraz uzağında havanın aydınlanmaya başlamasını beklemiş. Bir müddet sonra insanların arasına karışıp kamptan uzaklaşmış. Devamlı yürümüş, oraya buraya uğrayarak, çalışarak, yardım görerek bir ay gibi bir zaman içinde köyü Pelitözü’ne varmış.

Köye geldiği zaman bir de ne görsün, köy bomboş. İn cin top oynuyor. Yunan işgali sırasında köylü her bir tarafa dağılmış. Savaş bitmiş ama köylüler daha köylerinde toplanamamışlar. Köyün “çevresinde ise aylak avare çeteler türemeye başlamış. Çeteler, babamı görünce yakalamış. O zamanlar asayişi kontrol edecek devlet güçleri olmadığı için meydan bir süre çetelere kalmış. Çeteler, babama bizimle çalışacaksın demişler. Babamı alıp götürmüşler.

Savaş sonrası kendisini toplayan köy halkı yavaş yavaş Pelitözü’ne gelmeye başlamış. Köy’de yaşam tekrar normale dönünce, babam bir fırsatını bulup çetelerin elinden kaçmış. Köyüne gelmiş. Bu arada yeni kurulan Cumhuriyetle birlikte asayiş de düzelmeye başlamış. Yıllar sonra Pelitöz’lü Hristo köyünü ziyarete gelmiş. Hristo köye gelince ilk önce babamı sormuş. “Aşık nerede?” diye sormuş. Babamla Hristo gözyaşları içinde sarılmışlar. Hristo, köyde bir hafta kadar misafir kalmış. Bu sırada babama, “Sen nasıl kaçabildin hayret ediyorum.” demiş.

 Babam Hristo’ya, Yunanistan’dan memnun musun d?” diye sormuş. Hristo bu soruya,” Yunanistan’da ne Yunan ne de Türk olabildik.” diye cevap vermiş.

Babam bunları anlatırken gözyaşlarını tutamazdı.

Haftaya Sakarya Mevziinde Tertiplenme – Bilecik Coğrafyasında Yaşananlar konulu yazımızda görüşmek üzere hoşça kalın.

Hasan TAŞCI

Araştırmacı Yazar (Gölpazarlı)

Gölpazarı – 21.08.2022

 

Belge 25 Mürettep Kolordu Kesiminde 1-7 Ağustos 1921 Harekâtı.[1]

Belge 26 Mürettep Kolordu Kesimindeki Harekât (9-14 Ağustos 1921)[2]

[1] T.C. Genelkurmay Başkanlığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı. (1995). Türk İstiklal Harbi II’nci Cilt Batı Cephesi V nci Kısım 1’nci Kitap – Sakarya Meydan Muharebesinin Başlangıç Dönemindeki Olaylar ve Harekat. Kroki 10)

[2] (T.C. Genelkurmay Başkanlığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı, a.g.e., 1995: Kroki 21)

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.