BÜYÜK TAARRUZ (26 AĞUSTOS 1922) « Gölpazarı Haber Portalı

30 Eylül 2022 - 00:43

BÜYÜK TAARRUZ (26 AĞUSTOS 1922)

reklam
BÜYÜK TAARRUZ  (26 AĞUSTOS 1922)
Son Güncelleme :

30 Ağustos 2022 - 8:43

70 kez okundu

Büyük Taarruz (26 Ağustos – 18 Eylül 1922)

Sakarya Zaferi ile birlikte TBMM içinde ve dışında herkes Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında kenetleniyordu. 26 Ağustos 1922’de orduya taarruz için hazırlık emri verilmiş 26 Ağustos taarruz günü olarak kararlaştırılmıştı.

Mustafa Kemal Paşanın komutasında yürütülen bu savaş Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos 1921’de söylediği, ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.’  Sözü ile hafızalarımıza kazınacaktı.

Büyük taarruz için yapılacak hazırlıklar kapsamında Gölpazarı’nda bulunan Grup süvari bölüğü ve bu bölükle beraber yerli jandarma kumandanlığına gönüllü halk ile Vezirhan’dan, Akçasu’ya kadar olan bölgenin gözetlenmesinden sorumlu olacağı emri verildi.. Bilecik ile Gölpazarı bölgesinde bulunan her biri 55 mevcutlu 4 mekkâre kolu, Osmaneli bölgesinde her biri 58 mevcutlu 3 mekkâre kolu hazırlandı. Başlarına halktan becerikli birer komutan idareci atandı 26 Ağustos günü verilen yeni bir emirle süvari bölüğü Gölpazarı’ndan Osmaneli’ne geldi ve orada bir dağ topunu emrine alarak 26/27 Ağustos gecesi İznik’e vardı. Kocaeli Grubu Büyük Taarruz için son hazırlıklarını büyük ölçüde tamamlamış oluyordu..

26-30 Ağustos günleri arasında gerçekleşen taarruzla Yunan ordusu ağır bir yenilgi alarak İzmir’e doğru kaçıyor, kaçarken de uğradığı yerleri yakıp yıkıyordu. 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da düşman kuvvetlerinin imhası ile Türk ordusu son düşmanı da Anadolu’dan temizliyordu.

Sene 1922, Eylül ayının 6’sı bir Çarşamba günü Bileciğin düşmandan kurtarıldığı haberi üzerine Gölpazarı’nda bulunan Bilecikliler yavaş yavaş evlerine dönmeye başlıyorlardı. Halk gördükleri karşısında adeta şaşkına dönecektir. Yunanlılar arkalarında kül yığınına dönmüş bir kasaba bırakmışlardı. 1800 hane, 300 dükkân, 18 han, iki tekke ve bir mescit, 8 cami-i şerif, iki ipek fabrikası, dokuz fırın, 6 devlet dairesi ve iki medrese yanmış ve harab halde bırakılmıştı.

Necmi Güney hatıralarında Büyük Taarruzun başladığı 26 Ağustos 1922 tarihinden şöyle bahsedecektir.

‘Büyük Taarruz başlamış, düşman kuvvetleri her tarafta bozulmakta. Gölpazarı’nda duran Bilecikliler Garp cephesindeki Kocaeli Gurubunun arkasından Bilecik Mebusu M. Kemal Güney, Mutasarrıf Adil ve memuranlardan birçoğu ve halk 6 Eylül 922’de Bilecik’e ilk defa girmişlerdir. Fakat artık Bilecik, asır dide (asırlar görmüş) Bilecik değildir. Senelerin, asırların meydana getirdiği kasaba bir kül yığını, bir duman bulutudur. Yer, yer tümsekler türemiş, kızıl ateşler ve kül yığınları altında ortalığı is ve yanık kokusu sarmıştır. Gözler enkazdan başka bir şey görememektedir. Öyle ki hiç kimse bulunduğu yeri tanıyamamaktadır. Nasılsa bir kıvılcımdan kurtulmuş üç ev iskelet halinde sırıtıyor. Bunlardan birkaçı derhal tamir edilmiş hükümet binası ve memurların ikameti tahsis edilmiştir. Öbek, öbek kül ve taş yığınlarıyla karşılaşmış olan Bilecikliler ne yapacaklarını şaşırmışlar memleketi başka bir yere yapmaya çalışmışlar. Bin türlü sebeplerle yine Bilecik eski yerine kurulmuş. Bilecik mebusu M. Kemal, Dâhiliye Vekâleti ile Hilalı Ahmer cemiyeti ile temas ederek neticede fakirlere; yersizlere küçük, küçük evler yaptırılmıştır. Modern bir şehrin inşası içim birçok şirketlerle temas edilmiş ve uygun neticeler elde edilmişken bazı hasut kıskanç, menfaat perest düşünceler bunun önüne geçmiştir. Bilecik kasabasının ikinci defa kuruluşunda başta hükümet ve halkla beraber Mebus M. Kemal ve Vali Teviklerin büyük gayretleri ve himayeleri görülmüştür. Bütün halk var ile yoğ ile şehrin inşası için çalışmış yangın harabesinin üzerine bugün bin beşyüz evlik yeni bir kasaba kurulmuştur. Bütün servetini ev inşasına yükleyen Bilecikliler de hiçbir şey kalmamış, ser ve binaya tebettül eylemiş bugün ancak sönük ve zavallı bir kasaba olarak kalmıştır.  İpek Fabrikalarının bacalarının semalara fırlattıkları duman bitmiş, kadife tezgâhlarının kırmızı yanaklı kızlarının yanakları solmuş, ipek böceklerini besleyen dut bahçeleri kurumuş, bol mikyasta ispirtolu maddeler imal eden imalathanelerin kapıları kapanmış, bağ yollarında şen kadın ve kız kahkahaları susmuş, iş arayan gençler dört tarafa dağılmış, İstiklal Harbinden Bilecik’lilere yalnız bir harabe, bir de yorgunluk ve süzgünlük kalmıştır. Bu yorgunluk ve bu durgunluk senelerce uzayıp gidecektir.’

Sonuç olarak; Yunan ordusu çekilmeden önce Bilecik ve çevresinde çok büyük bir kül yığını bırakmıştır. Sadece Bilecik’te toplam 1678 hane tamamen harap olmuş, 422 hane kısmen oturulamayacak duruma gelmiştir. Söğüt’ün Müslüman Mahallesi tamamen ateşe verilmiş, Bozüyük’ün ise 3/2’sini yakarak bölgeyi terk etmiştir.

Gölpazarı ve yöresi Milli Mücadele hazırlıkları süresince İstanbul’dan Anadolu’ya kaçışta önemli bir rol üstlenmiştir. Ankara ulaşmak isteyen Galip Hoca lakaplı Mehmet Celal (Bayar) Bey gibi pek çok vatansever ile İstanbul’dan kara yoluyla gelen silah ve cephaneler halkın yardımları ile güvenli bir bölge olan Gölpazarı’na taşınıyor, taşınma işlemi atlar sayesinde gerçekleştiriliyordu. Atlara yüklenen mühimmat buradan Eskişehir’in Seyitgazi kasabasına naklediliyordu.

Cephanenin taşınması esnasında Bilecikli kadın kahramanlardan sadece biri olan kırk arabalık nakliye kol kumandanı Bilecikli Ayşe Çavuş çok mühim vazifeler icra etmekteydi.

Gölpazarı bölgesinde yaşayan Rum nüfusun hemen hemen hiç olmaması, bölgede çoğunluğu oluşturan Ermeni nüfusun ekseriyetinin ise Milli Mücadele öncesi bölgeden ayrılmış olması veya bir bölümünün Yunan ordusu ile birlikte hareket etmiş olması, Sakarya Nehri’nin doğal korunak oluşturması ve bölge de Kuvayi Milliye’nin varlığı bölgenin işgale maruz kalmasını önlemiştir.

Bu nedenle Gölpazarı bölgesi; Bilecik’in diğer nahiyelerinin aksine Yunan mezalimine uğramamış önemli bölgelerinden biri olmuştur. Ayrıca bu küçük bölgenin Milli Mücadele esnasında Ankara’ya silah ve mühimmat taşınmasında önemli rol oynadığı, Yunan mezaliminden kaçan bölge halkına kucak açtığı ve Bilecik’in işgali esnasında bölgenin buradan yönetildiği sunulan belgeler ile aşikârdır.

Hasan TAŞCI

Araştırmacı Yazar (Gölpazarlı)

Gölpazarı – 30.08.2022

Belge 32 İki Tarafın 25 Ağustos Akşam ki Durumu.

reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.